Tarihkonuşma konusu
Napolyon'un ordusunu Rusya'da yenen şey büyük ihtimalle Rus askerlerinden çok soğuk ve muhtemelen tifüs taşıyan bitlerdi; savaşları çoğu zaman generaller değil mikroplar kazandı. Tarih kitapları kahraman komutanları anarken kazananın çoğu kez göze görünmeyen bir organizma olması, 'büyük adamlar tarihi yapar' anlatısını ne kadar ayakta tutabilir?
— Rusya seferi ve tifüs, hastalık ve savaş
bu konuyla pratik yap
Süreyi ayarla (5-30 dk), istersen 20 saniye hazırlan, konuşmaya başla. Notlarını post-it panosuna al.
benzer konular
- Amerika kıtasına Avrupalıların getirdiği hastalıklar, tek bir kurşun atılmadan yerli nüfusun büyük kısmını yok etti; fetih büyük ölçüde bir mikrop olayıydı. Bir uygarlığın çöküşünün kılıçla değil de görünmez bir bulaşla gerçekleşmesi, 'güçlü olan kazanır' fikrinin aslında ne kadar biyolojik bir tesadüf olduğunu gösteriyor.
- Orta Çağ Avrupalıları pek banyo yapmazdı diye düşünülür, oysa halka açık hamamlar yaygındı; bu alışkanlığı asıl öldüren şey veba korkusuyla 'su gözenekleri açar, hastalık girer' inancıydı. Bir salgının insanları temizlikten korkutup daha da hastalıklı hale getirmesi, korkunun bazen tam da kaçtığımız tehlikeyi büyüttüğünü göstermiyor mu?
- Yıldızlara baktığımızda gördüğümüz ışık binlerce yıl önce yola çıkmış olabilir, yani gökyüzü aslında geçmişin bir fotoğrafıdır; kimi yıldızlar biz bakarken çoktan ölmüş olabilir. İnsanların binlerce yıldır aynı 'sabit' takımyıldızlara bakıp yön bulması, aslında hepimizin bir hayaletler haritasına güvendiğimiz anlamına mı geliyor?
- Piramitleri köleler değil, büyük ölçüde maaşlı, bira ve ekmekle beslenen, mezarları özenle yapılmış işçiler inşa etti; 'kırbaç altında köleler' imajı büyük ölçüde Hollywood ve eski önyargılardan geliyor. Bir anıtı 'zorbalıkla mı yoksa örgütlü emekle mi' hayal ettiğimiz, aslında kendi çağımızın çalışma anlayışını geçmişe yansıtmamız değil mi?
- Klavyedeki QWERTY dizilimi hızlı yazmak için değil, eski daktilolarda tuşların birbirine takılmasını yavaşlatmak için tasarlandı; makine sorunu çözüleli çok oldu ama biz hâlâ o eski engelle yazıyoruz. Artık var olmayan bir problemin çözümünü her gün parmaklarımızla tekrarlamamız, hayatımızdaki kaç alışkanlığın ölü sebeplerin hayaleti olduğunu düşündürüyor.