Psikolojikonuşma konusu
Aynı köprüyü Almanlar 'zarif, ince, güzel' diye tarif ediyor, İspanyollar 'güçlü, sağlam, uzun' diye. Sebep: köprü kelimesi Almancada dişil, İspanyolcada eril. Yani cansız bir nesnenin gramer cinsiyeti, insanın onu nasıl gördüğünü değiştiriyor. Bir kelimenin 'kız mı erkek mi' olması eşyayı gözümüzde nasıl bu kadar değiştirebiliyor?
— gramer cinsiyeti ve nesne algısı (Boroditsky köprü deneyi)
bu konuyla pratik yap
Süreyi ayarla (5-30 dk), istersen 20 saniye hazırlan, konuşmaya başla. Notlarını post-it panosuna al.
benzer konular
- Kendi kendine düşünürken çoğumuz içimizden konuşuruz, bir ses duyarız. Ama bazı insanlar hiç iç ses duymuyor, kelimesiz düşünüyor. Peki iç ses olmadan 'düşünmek' nasıl bir şey? Düşünmek için dile ihtiyacımız var mı, yoksa dil sadece düşüncenin üstüne giydiğimiz bir kıyafet mi?
- Sağır doğup hiç işaret dili öğrenmemiş yetişkinler sonradan dil öğrenince, 'daha önce hiç düşünmediğimi fark ettim' diyor. Sanki dilsiz bir zihin bir sisin içindeymiş. Peki dil düşünceyi mi taşıyor, yoksa düşünceyi mümkün kılan şey bizzat dilin kendisi mi?
- Fransızcada 'sandalye' dişil olduğu için, iki dilli çocuklar sandalyeye kadın sesi verme eğiliminde. Yani bir eşyanın cinsiyeti olması sadece dilbilgisi değil, hayal gücünü de yönlendiriyor. Dünyayı cinsiyetlere bölmek bize ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?
- Bazı dillerde 'benim annem' derken kullanılan 'benim', 'benim telefonum'dakinden farklı; çünkü o dil 'senden koparılamayan' ile 'koparılabilen' mülkiyeti ayırıyor. Anne senden alınamaz, telefon alınabilir. Peki dil böyle ayırınca, o insanlar sevgiyi de sahiplenmeyi de bizden farklı mı yaşıyor?
- Bir yabancı dili akıcı konuşan insanlar, o dilde küfretmenin ya da 'seni seviyorum' demenin daha kolay olduğunu söylüyor; çünkü kelimeler duygusal yükünü ana dildeki kadar taşımıyor. Yani sonradan öğrenilen dil bir tür duygusal zırh oluyor. Neden yabancı bir dilde daha cesur, daha soğukkanlı oluruz?