Psikolojikonuşma konusu
Sağır doğup hiç işaret dili öğrenmemiş yetişkinler sonradan dil öğrenince, 'daha önce hiç düşünmediğimi fark ettim' diyor. Sanki dilsiz bir zihin bir sisin içindeymiş. Peki dil düşünceyi mi taşıyor, yoksa düşünceyi mümkün kılan şey bizzat dilin kendisi mi?
— dilsiz zihin / geç dil edinimi (Ildefonso vakası, Susan Schaller)
bu konuyla pratik yap
Süreyi ayarla (5-30 dk), istersen 20 saniye hazırlan, konuşmaya başla. Notlarını post-it panosuna al.
benzer konular
- Fransızcada 'sandalye' dişil olduğu için, iki dilli çocuklar sandalyeye kadın sesi verme eğiliminde. Yani bir eşyanın cinsiyeti olması sadece dilbilgisi değil, hayal gücünü de yönlendiriyor. Dünyayı cinsiyetlere bölmek bize ne kazandırıyor, ne kaybettiriyor?
- Bazı dillerde 'benim annem' derken kullanılan 'benim', 'benim telefonum'dakinden farklı; çünkü o dil 'senden koparılamayan' ile 'koparılabilen' mülkiyeti ayırıyor. Anne senden alınamaz, telefon alınabilir. Peki dil böyle ayırınca, o insanlar sevgiyi de sahiplenmeyi de bizden farklı mı yaşıyor?
- Bir yabancı dili akıcı konuşan insanlar, o dilde küfretmenin ya da 'seni seviyorum' demenin daha kolay olduğunu söylüyor; çünkü kelimeler duygusal yükünü ana dildeki kadar taşımıyor. Yani sonradan öğrenilen dil bir tür duygusal zırh oluyor. Neden yabancı bir dilde daha cesur, daha soğukkanlı oluruz?
- 'Tramvay sorunu' gibi ahlaki bir ikilemi yabancı dilinde okuyunca insanlar daha soğuk, daha hesapçı kararlar veriyor; ana dilde okuyunca daha duygusal. Aynı kişi, aynı problem, sadece dil değişti. Ahlakımız gerçekten sabit mi, yoksa hangi dilde düşündüğümüze göre kayıyor mu?
- Küçük çocuklar 'dün' ile 'yarın'ı sık sık karıştırır, çünkü zaman kelimeleri soyut. İlginç olan: pek çok dil zamanı uzayla anlatır; geçmiş 'arkada', gelecek 'önde'. Ama bazı diller tam tersini yapıyor, geçmiş önde çünkü onu 'görebiliyorsun'. Zamanı neden görmediğimiz halde bir yöne koymadan düşünemiyoruz?