Genel Kültürkonuşma konusu
İsim vermek bir güç eylemi sayılırdı; birçok kültürde çocuğun 'gerçek adı' gizli tutulurdu ki kötü ruhlar onu çağıramasın. Bugün bile birine adıyla seslenmek onunla bağ kurmanın ilk adımı. Bir kelimenin bir insanı 'ele geçirebileceğine' inanmak sadece batıl mı, yoksa dilin gücüne dair bir sezgi mi?
— antropoloji, isim tabusu ve gerçek ad inancı
bu konuyla pratik yap
Süreyi ayarla (5-30 dk), istersen 20 saniye hazırlan, konuşmaya başla. Notlarını post-it panosuna al.
benzer konular
- Hafta neden yedi gün? Ne Ay'a ne Güneş'e uyar, doğada karşılığı yok; tamamen Babil astrolojisinden, yedi 'gezegene' dayanan yapay bir icat. Yani hayatımızı düzenleyen en temel döngü aslında gökten değil, insan hayalinden geliyor. Doğada olmayan bir ritme neden hepimiz uyduk?
- Tarçın Orta Çağ'da o kadar değerliydi ki tüccarlar nereden geldiğini gizlemek için 'dev kuşların yuvasından topluyoruz' gibi masallar uydurdu, fiyat yüksek kalsın diye. Bir baharatın etrafına örülen yalanlar bir imparatorluğun kâr modeliydi. Bilginin saklanması bazen bilginin kendisinden mi değerli?
- Bazı topluluklarda 'benim' diye tek başına bir kavram zayıftır; balık okyanusta kime aitse, tarla da öyle ortaktır. Batı 'özel mülkiyeti' o kadar doğal görür ki alternatifini hayal edemez. Bir şeyin 'senin' olması doğanın kuralı mı, yoksa insanın sonradan çizdiği bir sınır mı?
- Şeker bir zamanlar ilaçtı ve eczanelerde satılırdı; 'çok değerli' olduğu için sadece zenginler diş çürüğüne sahip olabiliyordu, hatta kararmış diş statü göstergesiydi. Bugün bolluk yüzünden kaçtığımız şey, dünün lüksüydü. Bir maddenin 'iyi' mi 'kötü' mü olduğu miktarına mı bağlı?
- Roman ve bazı toplumlarda insanın kaç yaşında olduğu değil, hangi olayların olduğu önemlidir; 'sel yılında doğdum' derler. Sayısal yaş yerine hikâyeyle zaman tutmak. Doğum tarihimizi bir rakama indirgemek zamanı kolaylaştırdı mı, yoksa onu ruhsuzlaştırdı mı?