konuşma konuları / edebiyat
Edebiyat konuşma konuları
260 gerçek konu. Her biri kaynaklı; üstünde 10-15 dakika konuşulacak kadar derin. Birine tıkla, detayını gör, uygulamada pratik yap.
- İnsan bir gizemdir: Eğer tüm yaşamını onu çözmekle geçirsen, zamanını boşa harcamış olmazsın.
- Benim İsa'ya inanışım ve itirafım bir çocuğunki gibi değil. Benim şükrettiğim şey bir kuşku ocağına doğmak.
- İnsanın hırsız olması için başkasına ait eşyayı çalması gerekmez; başkasına ait sırları çalmak da hırsızlıktır.
- Edebiyat bir resme, daha doğrusu hem resme, hem aynaya benziyor.
- Mutsuzken başkalarının mutsuzluğunu daha güçlü hissederiz; duygular parçalanmaz, yoğunlaşır.
- Yitirilen şey geri gelmez. Ağızdan çıkan söz de öyle.
- Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık.
- Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.
- Yeni bir adım atmak, yeni bir kelime söylemek, insanların en fazla korktuğudur.
- Acı ve ızdırap daima büyük bir zeka ve derin bir yürek için kaçınılmazdır.
- Bu dünyada iki tür insan vardır: Biri önem taşıyanlar, diğeri taşımayanlar.
- Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.
- Dehşet verici şey şu ki güzellik gizemli olduğu gibi korkutucudur.
- Cehennem nedir? Bence o sevmeyi başaramamaktan acı çekmektir.
- Hayvan bize insandan daha yakın. Parmaklık, burada. Hayvanla yakınlık kurmak, insanla kurmaktan daha kolay.
- Bütün soruların cevapları bir köpeğin bakışında gizlidir.
- Eğer mutluluktan ölünüyorsa, bu benim başıma gelmeli. Ve eğer ölüme yazgılı bir mutluluk sayesinde hayatta kalınıyorsa, o zaman hayatta kalacağım.
- Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.
- Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı.
- İnsan et yemeden yaşayıp sağlıklı olabilir; o nedenle et yerse, sırf iştah için hayvanların öldürülmesinde payı olur.
- Bir insan acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır.
- Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
- Bir insanın bir ömür boyu seveceğini söylemek bir mumun ömür boyu yanacağını iddia etmekle aynı şeydir.
- Bir insanın değeri bayağı kesre benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini.
- Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.
- Düşünmeyi öğrenebilmiş bir kimse, hiç bir şeye körü körüne inanmaz!
- Bir yazarın içinde daima iki kişi olmalıdır: Yazar ve eleştirmen.
- Biz hem kurtların doymasını, hem de koyunların sağ kalmasını istiyoruz.
- Bizim mantık evliliği dediğimiz şey her iki tarafın da gençlik çılgınlıklarında bulunup iyice kurtlarını döktükten sonra yapılan evliliktir...
- Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
- Bütün zamanların en güçlü savaşçısı şu ikisidir: Zaman ve sabır.
- Cahil ile tartışırken söyleyeceğin her söz, ateşe atılmış birer odundur aslında…
- Cahilde eksik olan akıl değildir, o kurnazdır; eksik olan ahlaktır.
- Evliliğe kutsallık veren, aşktır.
- Eskiden önce orospularla yatıp sonra temiz aile kızlarını alırdık, şimdi önce temiz aile kızlarını alıp sonra orospularla yatıyoruz...
- Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir.
- Her din kendini över. İnsanlar da, gözleri açılmamış enikler gibi, biri şuna, öteki öbürüne koşup durur.
- Dinler sürüyle, ama vicdan denilen şey bir tanedir. Sende de, ötekinde de var.
- Fakat insanlar sistemlere, bazı soyut kavramlara o denli bağlıdırlar ki, sadece mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri göz göre göre değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razıdırlar.
- Mezbahalar var oldukça savaşlar sürecektir.
- Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
- Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.
- Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.
- Her şey beklemesini bilen kişiye kendiliğinden gelir.
- Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez...
- Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
- Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.
- İnsana aklı, dertlerinden kurtulması için verilmiştir.
- İnsanlar, aşk üzerindeki görüşlerini değiştirmelidir. Kadınla erkek, cinsel aşkı şimdi olduğu gibi şiir havasına büründürmekten kaçınmalıdır.
- İnsanlar çok değişti; dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra, beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın.
- İnsanların çoğunluğu onu yapıyor diye, yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
- İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar; ama en büyük bilgi, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.
- İnsanlar seni, istedikleri kadar bilsinler, ama kendi kendini aldatabilir misin?
- İnanç insana söylenmiş olan şeylerin kabul edilmesi değildir.
- İnançlı insanı iyi bir insandan daha değerli gören tüm öğretiler sahtedir.
- Kadın, erkeği kılıçsız zapt eder ve ipsiz bağlar.
- Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötü insandır.
- Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.
- Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar.
- Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir. İyilik, sebep ve netice zincirinin dışındadır.
- Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
- Müzik duygunun kısaltılmış halidir.
- Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.
- Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar.
- Putperestlik paganizm ve büyücülük gibi bir din değil, olsa olsa bir dinin yozlaşmış şeklidir.
- Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olamadıklarıma ise hiç üzülmeyerek.
- Savaşın kaçınılmaz bir şey olduğunu söylüyorsunuz. Öyleyse savaşı tavsiye edenlerin hepsini cephenin en öndeki hatlarına sürün.
- Sadelik, iyilik ve doğruluk olmayan yerde büyüklük yoktur.
- Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır.
- Sen yalan içinde yaşıyorsun, ben hakikatte iddiası, bir insanın ötekine söyleyebileceği en acımasız sözdür.
- Sıkılgan insanların kaygısı, haklarında verilecek yargıyı bilmemekten ileri gelir.
- Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
- Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
- Hepimiz birer mahkûm değil miydik! Geçenlerde bir piyes okumuştu. Orada bir adam sürekli hücresinin duvarına resimler çiziyordu. Hayat da tıpkı böyle bir şeydi. Boyuna duvara bir şeyler çiziyorduk.
- Öz güven olmaksızın özenle korunan bebekler gibiyiz.
- Kurgu bir örümcek ağına benzer, belki çok hafifçe bağlanmıştır birbirine ama yine de her bir köşesinden hayata bağlıdır.
- Düzyazı her yere girip çıkabilecek kadar alçak gönüllüdür, onun için hiçbir yer girilmeyecek kadar aşağılık, pis ya da sefil olamaz.
- Atılgan yaşamasak, tekenin sakalına yapışmadan, uçurumların kenarında tir tir titremeden o zaman hiç depresyona girmezdik...
- Bazı insanlar papazlara, diğerleri şiirlere gider. Bense arkadaşlarıma giderim.
- Bir hayaleti öldürmek bir gerçeği öldürmekten çok daha zordur.
- Eğer kendi hakkınızda kendinize doğruyu söylemiyorsanız başkalarının hakkında diğer kişilere doğruları söyleyemezsiniz.
- Hayata neyle başlarsan başla, sonunda gurur ve aptallık kalıyor elinde!
- İnsan normalde gökyüzüne uzun uzun bakmaz ama soğuk algınlığından yatarken kafasını kaldırır ve orada çok bambaşka bir şey görür.
- İnsanlar olgunlaştıkça 'taraflara' inanmayı bırakırlar.
- Kurgunun kurallarını kimse bilemez. İçgüdülerimize dayanabiliriz sadece.
- Lisan, dudaklarımızın üzerindeki şarap gibidir.
- Mamafih artık ölüm karşısında da şapka çıkartmaya yatkın hissetmiyorum kendimi.
- Melankoli, bir kış gecesindeki seslerdi.
- Neden hayat böyle trajik, neden böylesine bir uçurumun üzerindeki daracık bir kaldırım gibi.
- Yaşamdan kaçarak huzur bulamazsın.
- Zarar yok, hayal kırıklığı en dizginleyici tedavi benim için.
- Aşağılık bir yer bu dünya.
- Ben, bir tek hiçliği sevdim.
- En çok anlamak yoruyor bizi.
- Anlamak için, kendimi yok ettim.
- Kayıtsızlık, çok acı çekmekten olur.
- Aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır.
- Acı denilen şey yalnız başına çekilir.
- Ne umutlarım var, ne de pişmanlıklarım.
- Bütün sevdiklerim beni karanlıkta unuttu.
- Vicdan azabı değil, bilinç azabı çekiyorum.
- Her şey beni yoruyor, yormayan şeyler bile.
- Hep içeride yaşadım. Hayata hiç dokunmadım.
- Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.
- İçimin derinlerinde yığınla dostum var benim.
- Kalp düşünebilseydi eğer, atmaktan vazgeçerdi.
- Etrafımdaki her şey uzaklaşıyor benden, çöküyor.
- Özgürlük içinde yoksa, hiçbir yerde yok demektir.
- Bir insanın gerçek boyu, görüp yaşadıkları kadardır.
- Ne çok insanız yaşayan, ne çoğuz kendini kandıran!
- Ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere.
- Yalnızlık beni kederlendiriyor; topluluk beni bunaltıyor.
- Deliler, kendilerine acı veren şeylere teslim olmuşlardır.
- Birkaç kişi mutluluğu bulabilsin diye, birçokları acı çeker.
- Her şeyden bıktım ve her şeyin her şeyliğinden de bıktım.
- En çok yaşadığımız zaman, çok düşündüğümüz zamandır.
- Her şey ilgimi çeker, ama hiçbir şey beni avucunda tutamaz.
- Bilmeyi istediklerimiz çoğaldıkça bildiklerimiz o kadar azalır.
- Gördüğüm şeylerin boyundayım ben, Kendi boyumda değil.
- Hayattan çok az şey istedim. Bu kadarı bile esirgendi benden.
- Varlıklar, ancak haklarında yapılan yorumlarla değer kazanırlar.
- Soylu bir kölesin öyleyse ya da zeki bir uşak; ama özgür değilsin.
- Bir güneş sığdıralım ömrümüze ve aldırmayalım hiç, gelen geceye.
- Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde.
- Yalnız başına yaşayamıyorsanız, bir köle olarak doğmuşsunuz demektir.
- İhtiyaçlarını en aza indir ki, hiçbir konuda başkalarına bağımlı olmayasın.
- Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor.
- Hep insanlardan uzak yaşadım, yalnızlığım arttıkça kendimi daha iyi keşfettim.
- Başkalarına hükmetmeye ihtiyaç duymak, onlara ihtiyaç duymak anlamına gelir.
- Özgürlük, yalnız kalabilmeye denir.
- Her birimiz Cennet'i de Cehennem'i de içimizde taşıyoruz.
- Aşkın gizemi ölümün gizeminden daha büyüktür.
- Aptallıktan başka günah yoktur.
- Tecrübe, yaptığımız hataların adıdır.
- Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız.
- Ben dehamı yaşamıma, yeteneğimi yapıtlarıma yansıttım.
- Bu dünyada sadece iki çeşit felaket vardır, biri amacına ulaşamamak, diğeri ise ulaşmak.
- Bir erkek bir kadınla ancak onu sevmediği sürece mutlu olabilir.
- Birazcık samimiyet tehlikeli bir şeydir, ama çok fazla samimiyet kesinlikle öldürücüdür.
- Başarımın sırrı üstünlüğüme gözü kapalı inanmamdı.
- Çay, bize kalan tek basik zevktir.
- Daha derin bir kişiye dönüşmüş olmak, acı çekmiş olan kişilerin ayrıcalığıdır.
- Doğa, sanatı sanatın doğayı taklit ettiğinden daha fazla taklit eder.
- Dünyanın gerçek gizemi görünmeyende değil, görünendedir.
- Hayallerle gerçekler yarışır, hayaller hep önden gider ama daima gerçekler kazanır.
- Hepimiz çamur içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakar.
- İnsanlar yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.
- İtaatsizlik insanın asıl erdemidir.
- Kendin ol. Çünkü diğer herkes kapıldı.
- Kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terk ettiği yeri.
- Sanat, evrenin tanık olduğu, bireyselliğin en yoğun halidir.
- Sanat, taklidin bittiği yerde başlar.
- Tutarlılık, hayal gücünden yoksun olanların son sığınağıdır.
- Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.
- Ütopya içermeyen bir dünya haritasına bakmaya bile değmez.
- En büyük intikam kayıtsızlıktır.
- Hayatın kendisi özlü bir sözdür.
- Konuşmak, bir şey söylemek değildir.
- Dünün insanı, bugünün insanı değildir.
- Nesneler, insanlardan daha çok yaşarlar.
- Uyumak, dünyadan çekip almaktır kendini.
- Bir şeyi görebilmek için onu anlamak gerekir.
- Cennet bana hep bir kütüphane gibi gelmiştir.
- Önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır.
- Yaşam öylesine zavallı ki ölümsüz olmaya değmez.
- İnsan, ölülerle konuşurken, ölü olduğunu unutuyor.
- Ve zaman büküyor ikimizi de, Biz farkında olmadan...
- Devlet nesnel, her türlü kişisellikten uzak bir kavram.
- Gerçekler hayal değildir, ama hayaller gerçek olabilir.
- Kör ve yalnız bir adam yazmaktan başka ne yapabilir ki?
- Hayatının sahibi olan insan, ölümüne de sahip çıkmalıdır.
- Doğaüstü olan bir şey iki kez yinelenirse korkunçluğunu yitirir.
- Aşık olmak, hata yapabilen bir tanrı'sı olan bir din yaratmaktır.
- Zamana direnebilenler yalnızca zaman içinde yer almayanlardır.
- Bir din için ölmek, onun için yaşamaktan kesinlikle daha kolaydır.
- Yeryüzündeki bütün aynaları gördüm; hiçbiri, beni yansıtmıyordu.
- Önemli değil mutluluğum ya da mutsuzluğum benim. Ben ozanım...
- Şüphe zekanın isimlerinden biridir.
- Cennet ve cehennem bana oldukça aşırı geliyor.
- Hakikat, sanat, ilim masaldan ibarettir, / Aşk iki cins beyninde tutkaldan ibarettir
- Kuvvetli olmak her şeyin fevkindedir.
- İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.
- İnsanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar.
- iki şey: aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir biri biri ona dönüşür.
- Özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak!
- Güzelsin sevgilim, Ama çok yakından!..
- Evliliğin aşkı kesin öldürdüğü kanısındayım...
- Şiirde azalan verimler kanunu var.
- Şiirde asıl olan hikâye etmek değil, kelimeler arasında kurulacak
- Konuşmuyor, anlatmıyor diye hissetmiyor sanmayın.
- Yalnızlık bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
- Bu çirkin ve iğrenç dünyada ancak aptallar mutlu olabilir.
- Tutkularım var benim. Başkalarına benzemiyorum. Cesaretim var!
- Ama mutsuzluk gerçek bir intihar nedeni olsaydı Türkiye'deki kadınların yarısı intihar ederdi...
- Dinle beni: Hayat ilkeler için değil, mutlu olmak için yaşanır.
- Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez.
- Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca.
- Yazar olmak, içe kapanmak demektir.
- Bizi yazmaya iten şey, genellikle kendi içimizdeki eksikliktir.
- Bir kitap yazmak, yavaşça kendini tanımaktır.
- Benim için yazar olmak demek, içimizde taşıdığımız gizli yaralarımızın üzerinde durmak...
- Cebinizde bir kitap taşımak, mutsuzluk zamanlarında sizi mutlu edecek öteki dünya taşımak demektir.
- Victor Hugo'nun Sefiller'inde Jean Valjean'in ahlaki donusumu ve Musfettis Javert'in katı adalet anlayisi arasindaki catisma uzerine konusalim.
- Realizm ve natüralizm farki: Balzac'in toplumsal gozlemi ile Zola'nin determinist bilimsel yaklasimi arasindaki ayrim.
- Sisifos kayayı sonsuza dek tepeye taşır, her seferinde kaya geri düşer. Camus "Sisifos'u mutlu hayal etmeliyiz" der: anlamsız bir tekrarda mutluluk nasıl mümkün olur, yoksa bu bir teselli yalanı mı?
- Camus'ye göre absürt, insanın anlam arayışıyla evrenin sessizliği arasındaki çatışmadan doğar. Peki absürdün tek çözümü intihar mı, yoksa isyan mı? Camus neden "isyan" der?
- Kafka'nın kahramanı bir sabah dev bir böceğe dönüşür ama kimse "neden" diye sormaz; asıl kaygı işe geç kalmaktır. Kafkaesk dehşet, olağanüstü olayın sıradanlaştırılmasında mı gizli?
- "Kafkaesk" dediğimiz şey nedir: görünmez, ulaşılamaz bir bürokrasinin seni suçladığı ama suçunu asla söylemediği bir dünya. Neden bu tarif bugün hâlâ bu kadar tanıdık geliyor?
- Proust'un anlatıcısı çaya batırdığı bir madeleine keksinin tadıyla tüm çocukluğunu geri kazanır. İstemli hatırlamaktan çok bir koku ya da tat neden bizi geçmişe fırlatır?
- Proust "istemsiz bellek" (mémoire involontaire) ile bilinçli hatırlamayı ayırır: gerçek geçmiş, çabalayarak değil ancak rastlantısal bir duyuyla mı geri gelir? Zaman gerçekten "kayıp" mı?
- Sylvia Plath'ın kahramanı bir incir ağacı hayal eder: her incir bir hayat yolu, ama birini seçemediği için hepsi çürüyüp düşer. Sonsuz olasılık özgürlük mü, yoksa felç mi?
- "Ötekileştirme": bir toplumun kendini tanımlamak için birini "biz değil, onlar" diye dışarıda bırakması. Kimliğimizi var olduğumuz şeyle mi, olmadığımız şeyle mi kuruyoruz?
- Bilinçakışı tekniğinde yazar noktalama ve mantığı bırakıp zihnin ham akışını yazar. Molly Bloom'un noktasız iç monoloğu: düşünce gerçekten cümlelerle mi akar, yoksa dağınık mı?
- Dostoyevski'nin yeraltı adamı, çıkarına açıkça aykırı davranarak özgür olduğunu kanıtlamaya çalışır. İnsan bazen sırf "seçebildiğini" göstermek için kendine mi zarar verir?
- Borges bir kütüphane hayal eder: evren, olası tüm kitapları içeren sonsuz bir kütüphanedir. Her şey zaten yazılmışsa, anlam bilgi bolluğunda mı yoksa onu bulamamakta mı kaybolur?
- Orwell'in "çiftdüşün"ü: iki çelişik fikre aynı anda inanıp ikisini de doğru saymak. Bir dil, kelimelerini yok ederek düşünmeyi imkânsız kılabilir mi?
- Antik trajedide "hamartia", kahramanı yıkıma götüren o ölümcül kusur ya da hatadır. Oidipus kaderinden kaçmaya çalışırken tam da kaderini gerçekleştirir: kehanet neden kendi kendini doğurur?
- "Katharsis": trajediyi izlerken acı ve korku duyarken tuhaf bir arınma yaşarız. Başkasının felaketini seyretmek insanı neden rahatlatır, hatta iyileştirir?
- Nietzsche'nin "bengi dönüş"ü: yaşadığın hayatı, tüm acılarıyla, sonsuz kez aynen tekrar yaşamaya mahkûm olsaydın, buna "evet" diyebilir miydin? Bu bir lanet mi, sınav mı?
- Melville'in kâtibi Bartleby her isteğe "Yapmamayı tercih ederim" diye cevap verir; ne kabul ne ret. Hiçbir gerekçe sunmayan bu pasif direniş neden bu kadar sarsıcı?
- Goethe'nin Faust'u sonsuz bilgi ve deneyim için ruhunu şeytana satar. Anlam arayışı, tatmin olmamayı sürdürmekte mi yatar; "dur, güzelsin" dediğin an mahvolur musun?
- Camus'nün Yabancı'sında Meursault annesinin cenazesinde ağlamadığı için, cinayetten çok "duygusuzluğu" yüzünden yargılanır. Toplum bir insanı eylemi için mi, hissetmeme biçimi için mi cezalandırır?
- Woolf'un Deniz Feneri'nde zaman bazen bir öğle yemeğinde sayfalarca uzar, bazen on yıl bir parantezde geçer. Yaşadığımız "süre" saatin zamanıyla neden bu kadar uyumsuz?
- Shakespeare'in Hamlet'i intikam alma gücü varken sürekli erteler, düşünür, tartar. Aşırı düşünmek eylemi öldürür mü; farkındalık bazen felç midir?
- García Márquez'in Macondo'sunda ölüler yaşayanlarla konuşur, yağmur dört yıl sürer ve kimse şaşırmaz. "Büyülü gerçekçilik" olağanüstüyü sıradanlaştırarak gerçeği daha mı gerçek kılar?
- Beckett'in oyununda iki adam gelmeyecek birini sonsuza dek bekler; hiçbir şey olmaz, kimse gelmez. Beklemenin kendisi bir hayat biçimi olabilir mi; umut bir tuzak mı?
- Dostoyevski'nin Büyük Engizitör'ü İsa'ya "insanlar özgürlüğü taşıyamaz, biz onları mutlu etmek için ellerinden aldık" der. İnsan gerçekten özgürlükten çok güvenliği mi ister?
- Ovidius'un dönüşümlerinde Narkissos kendi sudaki yansımasına âşık olup ondan kopamadığı için ölür. Kendine hayranlık bir tür kör olma mı; kendini sevmekle kendini görmek aynı şey mi?
- Sylvia Plath'ın "sırça fanus"u, insanı kendi bunaltıcı havasında hapseden görünmez bir cam kavanozdur. Depresyon neden içeriden bakıldığında dünyayı çarpıtan bir cam gibidir?
- Cervantes'in Don Kişot'u yel değirmenlerini dev sanıp saldırır; çılgın mı, yoksa dünyayı olduğu gibi değil olması gerektiği gibi mi görüyor? İdealizm bir tür delilik mi?
- Wilde'ın romanında Dorian genç kalırken portresi onun yerine çirkinleşir ve yaşlanır. Yüzümüz günahlarımızı saklarsa, ahlak sadece yakalanmama meselesine mi dönüşür?
- Sartre "Cehennem, başkalarıdır" der: üç kişi sonsuza dek birbirinin bakışına hapsolur. Kimliğimiz gerçekten başkalarının bizi nasıl gördüğünde mi kilitli?
- Yunan mitinde Tantalos, üstündeki meyveye ve ayağındaki suya sonsuza dek uzanır ama ikisi de her seferinde çekilir. Ulaşılamayan arzu neden en incelikli işkencedir?
- Rus biçimcilerinin "yabancılaştırma" (ostranenie) kavramı: sanat, sıradan şeyi tuhaflaştırarak onu ilk kez görmemizi sağlar. Alışkanlık gerçekten görmeyi öldürür mü?
- Dante'nin cehenneminde cezalar günaha birebir uyar: şehvetliler sonsuz bir fırtınada savrulur. Adalet, suçun kendi biçimini cezaya dönüştürmek midir (contrapasso)?
- Ionesco'nun oyununda kasabadaki herkes tek tek gergedana dönüşür ve sonunda insan kalmak tuhaf, yalnız bir inada dönüşür. Kitlesel bir çılgınlık normalleşince direnmek delilik mi görünür?
- Tolstoy'un İvan İlyiç'i ancak ölüm döşeğinde "ya hayatım baştan sona yanlış yaşandıysa?" diye sorar. İnsan doğru yaşadığını sanırken sahiciliği neden hep sona bırakır?
- Barthes "yazarın ölümü"nü ilan eder: bir metnin anlamı yazarın niyetinde değil, okurun okumasında doğar. Bir eseri gerçekten kim yaratır, yazan mı okuyan mı?
- Homeros'un Odysseus'u Sirenlerin ölümcül şarkısını duymak ister ama kendini direğe bağlatır: hem arzuya teslim olur hem ondan korunur. İrade, gelecekteki kendine karşı önlem almak mıdır?
- Yabancılaştırma (ostranenie): sanatın görevinin alışkanlıkla körleştiğimiz şeyleri tuhaflaştırıp yeniden görünür kılmak olduğu tezi. Taşı yeniden taş yapmak.
- Kronotop: her anlatının zamanı ve mekânı birbirine kaynaştıran kendine özgü bir dokusu olduğu fikri. Yol romanı ile şato romanı neden farklı dünyalar kurar?
- Etkilenme endişesi: her büyük yazarın kendinden önceki devlerin gölgesinde boğulma korkusuyla yazması ve özgünlüğün ancak öncülü "yanlış okuyarak" kazanılması.
- Güvenilmez anlatıcı: hikâyeyi anlatan sesin yalan söylediği, yanıldığı veya kendini kandırdığı anlatılar. Okur gerçeği anlatıcıya rağmen nasıl sezer?
- tutunamayanlar
- kürk mantolu madonna
- oğuz atay
- aşk-ı memnu
- anayurt oteli
- zebercet
- bir oturuşta okunan kitaplar
- Margaret Atwood'a göre insanlar dünyayı felsefi argümanlardan değil hikayelerden anlıyor: o halde düşünmeyi hikayeyle mi öğretmeliyiz, argümanla mı?
- Tolstoy mu Dostoyevski mi? Edebiyatın en klasik ikilemi.
- Nabokov Dostoyevski'ye "üçüncü sınıf" dedi: büyük yazarlar birbirini neden küçümser?
- Sesli kitap dinlemek okumak sayılır mı?
- "Perdeler sadece maviydi" memi: edebiyat derslerinde aşırı yorum mu yapıyoruz?
- Roald Dahl'ın kitaplarındaki kelimelerin yayınevi tarafından sonradan değiştirilmesi: hassasiyet mi, sansür mü?
- BookTok edebiyatı kurtarıyor mu, yoksa herkesi aynı kitaplara mı yönlendiriyor?
- "Bad Art Friend" vakası: böbreğini bağışlayan kadının hayatı arkadaşı tarafından öyküleştirilince kopan kavga. Gerçek hayat kimin malzemesidir?
- "Cat Person" öyküsü neden viral oldu: kurmaca bir öykü nasıl herkes tarafından kişisel deneyim gibi okundu?
- Alacakaranlık (Twilight) fenomeni: Küçümsenen bir aşk hikayesi arzu ve romantizm hakkında ne anlatıyor?